Ne Gülüyorsun, Anlattığım Senin Hikayendir!

Author:   Mustafa Barış Avıalan
Publisher:   Peace Hunter Publishing
ISBN:  

9798235398658


Pages:   662
Publication Date:   14 November 2020
Format:   Paperback
Availability:   Available To Order   Availability explained
We have confirmation that this item is in stock with the supplier. It will be ordered in for you and dispatched immediately.

Our Price $105.57 Quantity:  
Add to Cart

Share |

Ne Gülüyorsun, Anlattığım Senin Hikayendir!


Overview

İsmi ile müsemma hayatında barışı ve adaleti soluklayan biriydi. Askerlik-hayat ikilisinde elinde hep adalet terazisi vardı. Askerliği ve hukuku özümsemiş iyi bir komutan ve hukukçuydu. Meslek hayatı boyunca birçok başarıya imza attı. Özellikle Silahlı Kuvvetlerdeki faaliyetlerin hukuki yönünde benzersiz çalışmalar yaptı. Ta ki bir gün o şey ile suçlanıncaya kadar. Ne olduysa ondan sonra oldu. Sıcak asfaltlarda yarı çıplak bedeni yanıklar içinde bırakıldı. Spor salonlarında işkence kortejinden geçirildi, darp edildi. Onca işkenceye rağmen Allah yaşayacak bir ömür nasip etmişti, hücrede bile olsa. Pes etmedi, adalete inancını ve memleket sevdasını yitirmedi. Davalar başladı. Yağlı urganlar atılarak, galiz küfürler edildi. Kalbindeki rahatsızlık kötüleşsin diye tedavisi geciktirildi. Tüm bunlar yaşanırken asker vakarını hiçbir zaman bozmadı. Hukuka olan sevdası, Sincan'daki hukuksuzluk hücresinde bir başına, kalbinden vuruluncaya kadar devam etti. Hukuk içerisinde nasıl yaşanması gerektiğinin canlı bir örneğiydi hepimize. Yağlı urgan atıp, duruşmalarda küfretmek için döner ekmek ve yevmiye alan bilinç yoksunu kitlelere (bindirilmiş kıtalara) inat, asker vakarı/dayanıklılığı ve hukukçu kimliği/dik duruşu ile adaletin tecelli etmesini ümit etti ve aktif sabır içerisinde bekledi. Kendine yağlı urgan atanlara, yoğun bakımda itip kakanlara da barış ve huzur dileyecek kadar gönlü genişti. Hücresinde sağlıksız koşullarda, yorgun ve hasta kalbi ile bir başına uğraşmak zorunda kaldı. Olması gerektiği gibi tedavi göremedi, tedavisi engellendi. Vücudu iflas etmeye başladığında, geç olsa da, bin bir çabanın neticesinde kerhen, psikolojik ve fizik baskı altında tedaviye götürülmeye başlandı. Bu dönemde, hasta bedeni daha da kötüleşsin diye adaletsizlik arafında, hücre ile yoğun bakım arasında röveşata yapılıyordu. Hücrede ölüme röveşata... En çok da, kelepçelere bağlı yoğun bakımda, Jandarmaların itip kakması kalbinde onanmaz yaralar açtı. Yirmi altı yılını verdiği asker üniformasını giyenlerin akıl almaz tavırları bedeninden ziyade ruhunu yaraladı, bünyesine ağır geldi. Oysaki bir Türkiye hayali vardı... Dünyada etkin, saygın ve caydırıcı bir Silahlı Kuvvetler idealinde yirmi altı yıl gönlünü vererek çalışmıştı. Lafla kandıranlara inat, hayatını ideal bir asker olarak istikamet üzerine yaşamıştı. Bu istikametten fersah fersah uzak kişilerin kendisi gibi olanlara reva gördüklerine derinden üzüldü, ama kırılmadı. Uğruna hayatını adadığı Silahlı Kuvvetler ve Milletinin vurdumduymazlığı en çok da bu ikisi yaraladı. Döner ekmek ve günlük yevmiyeye küfredenlere, kendisine eza cefa çektiren Jandarmalara bile hakkını helal edebilirdi. En çok da tuzla buz olan Türkiye hayaline üzüldü. Bu üzüntü, fiziki işkence kadar kalbini yaraladı. Oysaki koskoca bir hayat vardı önünde. Kadere razıydı, son nefesini verirken bile mütebessimdi, üzerine düşeni yapmanın huzuru ve vakarı ile ayrıldı aramızdan. Hani şairin ""ökse ile sapanla vurursun da saramazsın"" dizesinde olduğu gibi, adaletsizlikle, vurdumduymazlıkla kalbinden vuruldu, beraberinde Türkiye hayaliyle... Hz. Hüseyin (ra) ve yakınlarının Kerbela'nın kavurucu çölünde 10 gün su içememesi ve katledilmesi, tekerrür eden tarih misali 2020 Türkiye'sinde karşımızdaydı. Barış Komutan gibi vatan evlatları, Sincan'da hücresinde adaletsizlik içinde bırakıldı, hasta kalbi doktor raporlarına rağmen adaletin susuzluğunda ölüme terkedildi. Eften püften gündemlerle efsunlanmış bir şekilde saatlerini geçiren, tankın egzozuna atlet tıkama, kamyon şoför koltuğunda sahtekâr pozlar verme hikâyelerini destanlaştıran, ne idiği belirsiz laf kalabalıkları arasında kaybolan bir topluluk söz ko

Full Product Details

Author:   Mustafa Barış Avıalan
Publisher:   Peace Hunter Publishing
Imprint:   Peace Hunter Publishing
Dimensions:   Width: 14.00cm , Height: 3.70cm , Length: 21.60cm
Weight:   0.753kg
ISBN:  

9798235398658


Pages:   662
Publication Date:   14 November 2020
Audience:   General/trade ,  General
Format:   Paperback
Publisher's Status:   Active
Availability:   Available To Order   Availability explained
We have confirmation that this item is in stock with the supplier. It will be ordered in for you and dispatched immediately.
Language:   Turkish

Table of Contents

Reviews

Author Information

Mustafa Barış Avıalan, 15 Temmuz darbe girişimi davasında 141 kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılan eski bir albaydır. Sincan Cezaevi'nde tutuklu bulunurken yaşadığı ciddi sağlık sorunları (akciğer su toplaması, KOAH, kist) nedeniyle kaldırıldığı hastanede 16 Ekim 2020 tarihinde hayatını kaybetmiştir. Temel Bilgiler ve Gelişmeler: Dava Süreci: Avıalan, 20 Haziran 2019'da darbe girişimine ilişkin davada mahkum edilmişti. Sağlık Durumu: Cezaevinde bulunduğu süre zarfında kalp yetmezliği ve diğer rahatsızlıklarla mücadele etmiş, sağlık durumu nedeniyle infaz erteleme talebinde bulunmuştur. Vefatı Ekim 2020'de rahatsızlanarak kaldırıldığı hastanede vefat eden Avıalan, cezaevinde uzun süre sağlık sorunları yaşayan ve tedavisi geciktiği iddia edilen isimlerden biri olarak basına yansımıştır. TBMM Gündemi: Sağlık durumu ve cezaevi koşulları hakkında TBMM'ye önergeler verilmiştir. https: //stockholmcf.org/tag/mustafa-baris-avialan/

Tab Content 6

Author Website:  

Countries Available

All regions
Latest Reading Guide

MRGC26

 

Shopping Cart
Your cart is empty
Shopping cart
Mailing List